İşin önemli bir diğer yönü ise, Balkan Müslümanlarının “Türklüğü”nün aynı zamanda onların düşmanları tarafından da kabul görmesidir. Bu nedenle sözkonusu düşmanlar, kendileriyle aynı etnik kökenden gelen ancak kültürel olarak “Türk” olan bu insanlara karşı tarih boyunca “etnik temizlik”ler düzenlemişlerdir.
Balkanlar’daki Slav Müslümanların düşmanları tarafından “Türk” olarak görülmelerinin en somut örneği, Sırplar’ın Boşnaklar’a karşı besledikleri nefrette ortaya çıkar.
Sırplar, Osmanlı’nın bölgeye hakim oluşuna dek güçlü bir Krallığa sahiptiler. Ancak 1389 yılındaki Kosova Savaşı, bu Krallığın sonunun başlangıcı oldu. 1459 yılında Sırp Krallığı tümüyle ortadan kaldırıldı ve tüm Sırp toprakları kesin olarak Osmanlı egemenliğine girdi.
Sırplar, Osmanlı karşısındaki yenilgilerini hiç bir zaman kabullenemediler. Zaman içinde Sırpların mağlubiyetini “seçilmişlik”le kutsayan farklı efsane ve inançlar gelişti. Özellikle Kosova Savaşı hakkında ilginç inançlar üretilmişti.Bosnalı Müslümanlar, Sırpların gözünde, birer haindiler. Onları “İslamlaşmış Sırplar” olarak algılıyorlardı. Bosnalıların, Sırplara verilen “seçilmişlik” payesini bırakarak, kendilerini Osmanlı’ya sattıklarını düşünüyorlardı.