Rusya tüm bu sebeplerden dolayı Kafkasya’daki askeri varlığını her ne şekilde olursa olsun devam ettirme eğilimindedir. Bu nedenle Transkafkasya’da karışıklıkları arttırarak kendi askeri varlığı için bahane yaratmıştır. Bunun yanısıra Rusya, Ermeniler ile Azeriler, Gürcüler ile Abhazlar arasında olan çatışmaların ve Gürcistan’daki iç savaşın çözümlenmesinin ancak Rus varlığı ile son bulacağı telkinini yapmıştır. Bu çatışmaların çözümsüz bir hal alması sonunda bu ülkeler istikrar sağlamak maksadıyla Moskova yönetimine sarılmışlardır. Rusya İmparatorluğu’nun daha önce sayısız kereler kulladığı “kazanmak için bölmek ve sonra zaferi de kuvvet kullanarak perçinlemek” politikası böylece bir kez daha işe yaramıştır.

“Hata düzeltme”nin en başarılı iki örneği Gürcistan ve Ermenistan’dır. Rusya, bu iki ülke ile, gerektiğinde tehdit yoluyla, anlaşarak topraklarında askeri üsler kurmuştur. Ermenistan sınırı 1992 yılından beri Rus askerleri tarafından korunmaktadır. Ermeni hava sahası ise artık Rus savaş uçakları tarafından denetleniyor. Azerbaycan sınırının Rusya tarafından korunabilmesini sağlayacak anlaşma Mayıs 1996′te imzalanacaktır. Böylece Moskova bölgede bir güvenlik kuşağı oluşturmuş olurken, bir yandan da Çeçen gerillalara gidecek Azeri yardımını engellenmiş olacaktır. Transkafkasya ülkelerinin sınırlarının Rusya tarafından korunmasının Türkiye açısından bir başka anlamı da, SSCB dağıldıktan sonra ortak sınırı kalmayan Türkiye ve Rusya’nın, tekrar sınırdaş ülke konumuna gelmiş olmalarıdır.

Çeçenistan’daki savaş Moskova açısından büyük önem taşımaktadır. Çeçenistan’ın bağımsızlığı kabul edilirse bu isteğin Rusya Federasyonu içindeki diğer cumhuriyetlere de sıçramasından çekinilmektedir. “Domino taşı” etkisinden korkan Rusya, Çeçen bağımsızlığını engellemek amacıyla son derece kanlı bir savaş yürütmektedir.

Aslında, Çeçenistan’daki savaş, Rus ordularının harekete geçmesinden de önce başlamıştır. Bağımsızlık ilanının ardından, Moskova, önce Dudayev’i bir iç çatışma ile iktidardan indirmek istemiştir. KGB, Çeçen muhalefet liderlerinden Ömer Avturhanov ve Beslan Kandemirov’u Dudayev’e karşı kışkırtmış, 26 Kasım 1994′te bu iki muhalefet liderinin hükümete karşı ayaklanması, Moskova’nın planı uyarınca gerçekleşmiştir. Rus Başbakan Viktor Çernomırdin’in bu saldırı öncesi Avturhanov ve Kandemirov’la Moskova’da görüşmesi yeterince anlamlıdırAncak muhalefet güçlerinin düzenlediği bu ayaklanma başarısızlıkla sonuçlanmış, bunun üzerine Dudayev’i indirmekten ümidini kesen Rusya, savaşı resmen başlatarak Çeçenistan’a girmiştir.