<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk İslam Kültürü &#187; Edirne&#8217;nin Ötesinde Bıraktıklarımız</title>
	<atom:link href="http://www.turkislamkulturu.com/kategori/edirnenin-otesinde-biraktiklarimiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkislamkulturu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 22:09:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Edirne&#039;nin Ötesinde Bıraktıklarımız</title>
		<link>http://www.turkislamkulturu.com/edirnenin-otesinde-biraktiklarimiz.html</link>
		<comments>http://www.turkislamkulturu.com/edirnenin-otesinde-biraktiklarimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 12:32:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne'nin Ötesinde Bıraktıklarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkislamkulturu.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[1912’deki Balkan Savaşı’na dek, İstanbul’dan yola çıkıp, Adriyatik denizine kadar Devlet-i Ali Osmaniye’nin sınırları içinde gitmek mümkündü. Tüm Batı Trakya, Makedonya, Arnavutluk, hatta bugünkü Yugoslavya’nın sınırları içinde yer alan Kosova ve Sancak bile Osmanlı egemenliği altındaydı. Dahası, sözkonusu “Rumeli” toprakları üzerinde yaşayan ahalinin de çoğunluğu Türk ya da Müslümandı. Edirne&#8217;den geride kalanlar Devlet-i Ali Osmaniye’nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1912’deki Balkan Savaşı’na dek, İstanbul’dan yola çıkıp, Adriyatik denizine kadar Devlet-i Ali Osmaniye’nin sınırları içinde gitmek mümkündü. Tüm Batı Trakya, Makedonya, Arnavutluk, hatta bugünkü Yugoslavya’nın sınırları içinde yer alan Kosova ve Sancak bile Osmanlı egemenliği altındaydı. Dahası, sözkonusu “Rumeli” toprakları üzerinde yaşayan ahalinin de çoğunluğu Türk ya da Müslümandı. Edirne&#8217;den geride kalanlar Devlet-i Ali Osmaniye’nin mirasını, ya da bir başka deyişle Türkiye’nin “hayat sahasını”, muhafaza ettiler.</p>
<p>Bu uzun vadeli stratejik gözle Balkanlar’a bakıldığında, Türkiye’nin doğal sınırlarının Edirne’den çok daha ötelere uzandığı görülür. 1912’deki Balkan Savaşı’na dek, İstanbul’dan yola çıkıp, Adriyatik denizine kadar Devlet-i Ali Osmaniye’nin sınırları içinde gitmek mümkündü. Tüm Batı Trakya, Makedonya, Arnavutluk, hatta bugünkü Yugoslavya’nın sınırları içinde yer alan Kosova ve Sancak bile Osmanlı egemenliği altındaydı. Selanik, İmparatorluğun ikinci büyük kentiydi. Dahası, sözkonusu “Rumeli” toprakları üzerinde yaşayan ahalinin de çoğunluğu Türk ya da Müslümandı: Batı Trakya ve Makedonya’da zamanında Anadolu’dan göçmüş olan Türkler, Müslüman Pomaklar, hatta Müslüman Slavlardan oluşan bir Türk -İslam, ağırlığı oluşturuyordu. Arnavutluk, Kosova ve Batı Makedonya’da yaşayan Arnavutlar da, Müslüman olmaları hasebiyle, Devlet-i Ali’nin “has” tebasından sayılıyordu.</p>
<p>Ama İttihatçıların hataları ile Rusya’nın desteklediği Pan-Slavik Balkan ittifakı aynı zaman diliminde çakıştı ve 1912’de tüm bu topraklar Devlet-i Ali’nin elinden çıktı. O tarihten sonra da, anavatana büyük göçler yaşandı. Türk-İslam ahalinin önemli bir bölümü, Sırp, Bulgar ya da Yunan egemenliği altında yaşamak yerine “exodus”ü tercih etti.</p>
<p>Geride kalanlar, büyük zorluklarla karşılaşmışlar, asimilasyona zorlanmışlar, hatta kimi zaman katledilmişlerdi. Ama, farkında olarak ya da olmayarak, büyük bir misyonu sürdürdüler. Devlet-i Ali Osmaniye’nin mirasını, ya da bir başka deyişle Türkiye’nin “hayat sahasını”, muhafaza ettiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkislamkulturu.com/edirnenin-otesinde-biraktiklarimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Osmanlı Vizyonu”nun Dönüşü</title>
		<link>http://www.turkislamkulturu.com/%e2%80%9cosmanli-vizyonu%e2%80%9dnun-donusu.html</link>
		<comments>http://www.turkislamkulturu.com/%e2%80%9cosmanli-vizyonu%e2%80%9dnun-donusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 12:31:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne'nin Ötesinde Bıraktıklarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkislamkulturu.com/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[Sözkonusu Türk-İslam kuşağı, Soğuk Savaş döneminde adeta uykuya yatmıştı. Öncelikle, bu kuşağın geçtiği ülkelerin neredeyse tümü-Yunanistan hariç hepsi-komünist rejimlerin egemenliğindeydiler. Dahası, Soğuk Savaş’ın durgun ve sabit atmosferi, Balkanlar’ı da dondurmuştu, bölgede hiç bir “manevra alanı” bırakmamıştı.
Ancak, Soğuk Savaş bitti ve tarih yeni bir döneme girdi. Balkanlar’da rejim, hatta harita değişiklikleri yaşandı. Bölgedeki Türk-İslam varlığı ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sözkonusu Türk-İslam kuşağı, Soğuk Savaş döneminde adeta uykuya yatmıştı. Öncelikle, bu kuşağın geçtiği ülkelerin neredeyse tümü-Yunanistan hariç hepsi-komünist rejimlerin egemenliğindeydiler. Dahası, Soğuk Savaş’ın durgun ve sabit atmosferi, Balkanlar’ı da dondurmuştu, bölgede hiç bir “manevra alanı” bırakmamıştı.</p>
<p>Ancak, Soğuk Savaş bitti ve tarih yeni bir döneme girdi. Balkanlar’da rejim, hatta harita değişiklikleri yaşandı. Bölgedeki Türk-İslam varlığı ise bu köklü değişimin tam merkezinde yer alıyordu. Bosna’daki savaş, bu kuşağın en batıdaki temsilcisi olan Bosnalı Müslümanlar’a yönelen Sırp saldırganlığının bir sonucuydu. Balkanların “barut fıçısı” sayılan diğer bölgeler de aynı kuşağın parçası ya da akrabasıdırlar; Kosova, Sancak ve Makedonya&#8230;</p>
<p>Bu durum kuşkusuz Türkiye’yi çok yakından ilgilendirmektedir. Çünkü Osmanlı’nın mirasına o sahiptir. Bu gerçek ise, Türkiye’ye hem yeni stratejik ufuklar, hem de politik ve ahlaki sorumluluklar getirmektedir.</p>
<p>Yunan siyaset bilimci Thanos Veremis, “Osmanlı faktörü”nün bu “geri dönüş”ünü ve Türkiye ile olan ilişkisini şöyle yorumluyor:<br />
<span id="more-16"></span><br />
Balkanlar’ı potansiyel olarak destablize edecek ve bölebilecek faktörlerin başında “Osmanlı faktörü”nün yeniden ortaya çıkışı gelir. Osmanlılar’ın bölgeden çekilmesinden bu yana, Türkiye’nin Balkanlar’daki Müslümanlara yönelik ciddi bir ilgisi olmamıştı. Ancak Doğu Avrupa’da komünizmin çöküşüyle birlikte, Türkiye’nin Balkan Müslümanları ile olan ilgisi de önem kazandı&#8230;. Bulgar, Türk, Sırp, Hırvat ve Arnavut gibi farklı etnik kökenlerden gelen 5.5 milyon Balkan Müslümanı , Karadeniz’den Adriyatik’e kadar uzanan bir coğrafi kuşak oluşturmaktadırlar. Türkiye’nin, bu Balkan Müslümanlarının koruyuculuğunu üstlenerek bölgedeki etkisini büyütmesi, muhtemel bir gelişmedir.</p>
<p>Ayrıca, Veremis’in yine aynı makalede vurguladığı gibi, bu kuşağın çok önemli bir stratejik özelliği daha vardır: Yunanistan ile onun kuzeydeki Ortodoks müttefikleri, özellikle de Sırbistan arasında bir duvar oluşturmaktadır. Türkiye eğer bu duvarı güçlendirebilirse, Sırbistan ile Yunanistan’ı-ki gerek Bosna-Hersek yönetimi, gerekse Türk-İslam kuşağın diğer üyeleri için en büyük tehlike bu iki müttefik Ortodoks güçten gelmektedir-birbirinden ayıran bir doğal engel yaratabilir.</p>
<p>Kısacası Yunanlı gözler, Türko-İslami kuşağın Türkiye için büyük bir stratejik avantaj, bir “hayat sahası” imkanı yarattığını görebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkislamkulturu.com/%e2%80%9cosmanli-vizyonu%e2%80%9dnun-donusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balkanlarda Ne Yapmalı?</title>
		<link>http://www.turkislamkulturu.com/balkanlarda-ne-yapmali.html</link>
		<comments>http://www.turkislamkulturu.com/balkanlarda-ne-yapmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 12:30:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne'nin Ötesinde Bıraktıklarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkislamkulturu.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada temelde iki tür devlet varlığından söz edilebilir. Aktif devletler ve reaktif devletler. Reaktif devletler, ki BM üyesi 180 küsur devletin çoğunluğunu bunlar oluşturur, uluslararası arenada hep edilgen konumdadırlar. Kendi iç sorunları ile boğuşurlar ve hiç bir zaman da dış dünyayı etkilemek gibi bir amaçları olmaz. Zayıf bir devlet mekanizmasına, bozuk bir ekonomiye, istikrarsız ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada temelde iki tür devlet varlığından söz edilebilir. Aktif devletler ve reaktif devletler. Reaktif devletler, ki BM üyesi 180 küsur devletin çoğunluğunu bunlar oluşturur, uluslararası arenada hep edilgen konumdadırlar. Kendi iç sorunları ile boğuşurlar ve hiç bir zaman da dış dünyayı etkilemek gibi bir amaçları olmaz. Zayıf bir devlet mekanizmasına, bozuk bir ekonomiye, istikrarsız ya da durgun hükümetlere sahip olurlar. Aktif devletlerin de kuşkusuz iç sorunları vardır, ama bunlarla uğraşırken uluslararası arenada da söz sahibi olurlar. Strateji geliştirir ve güçlü devlet mekanizmaları sayesinde bunları kesintiye uğratmadan uygularlar. Diğer reaktif devletler gibi yalnızca kısa vadeli “günü kurtarmaya” yönelik dış politikalar değil, uzun vadeli, bilinçli ve hesaplı dış politikalar izlerler. Ve dikkat çekicidir ki, bu tür devletlerin hemen hepsi güçlü, verimli ve etkili istihbarat servislerine sahiptirler.</p>
<p>Türkiye’nin sözünü ettiğimiz türden bir Balkan stratejisine ve “hayat sahası” arayışına sahip olması, kuşkusuz öncelikle, sözünü ettiğimiz aktif devletler kategorisine girmesiyle mümkündür.</p>
<p>Tüm bunların ötesinde, bir de Türk toplumunun zihninde “büyük ülke” inancının ve arzusunun uyandırılması gerekmektedir. Bir imparatorluğun mirasçısı olan Türk toplumu, bu inancın mayasına sahiptir. Eğer toplum büyük bir ülkenin, bir bölge gücünün halkı olacağına inanırsa, bu inanış siyasi eliti de ister istemez etkiler. Siyasi elitin propaganda ve icraatları da toplumu yeniden besler. Bu çift-yönlü iletişim sayesinde, etkin bir “etkin ülke” siyasi kültürü oluşturulabilir. Kompleksler, paranoyalar, güvensizlikler aşılır. Devlet-Ali Osmaniye’nin olgun gururu yeniden uyanır.</p>
<p>Bosna’ya bu şekilde verilecek bir Türk desteği, Türkiye’nin Türk-İslam eksen üzerindeki popülaritesini ve itibarını tahmin edilemeyecek derecede artıracaktır. Kendilerini Bosna ile özdeş gören; Kosova Arnavutları, Sancak Müslümanları, Arnavutluk ve hatta Makedonya, “Türkiye şemsiyesi” altına girmek için istekli davranacaklardır. Bu iki ülkeyle zaten mevcut ancak yetersiz olan ikili anlaşmalar, çok daha kapsamlı bir zemin, özellikle de askeri zemin üzerinde genişletilebilecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkislamkulturu.com/balkanlarda-ne-yapmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin Hayat Sahası</title>
		<link>http://www.turkislamkulturu.com/turkiye%e2%80%99nin-hayat-sahasi.html</link>
		<comments>http://www.turkislamkulturu.com/turkiye%e2%80%99nin-hayat-sahasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 12:29:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne'nin Ötesinde Bıraktıklarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkislamkulturu.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’ye Osmanlı’dan miras kalan büyük bir Balkan inisiyatifi vardır. Bu bölgedeki islam varlığı, Türkiye’nin önüne hem tarihsel ve moralpolitik bir sorumluluk, hem de büyük bir stratejik fırsat sağlamaktadır. Bu kuşağı ihya etmek, korumak, harekete geçirmek, Türkiye için ciddi bir etki alanı, bir “hayat sahası” oluşturabilir. Hatta, bir kaç aşamalı bir strateji ve Balkan haritasını köklü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’ye Osmanlı’dan miras kalan büyük bir Balkan inisiyatifi vardır. Bu bölgedeki islam varlığı, Türkiye’nin önüne hem tarihsel ve moralpolitik bir sorumluluk, hem de büyük bir stratejik fırsat sağlamaktadır. Bu kuşağı ihya etmek, korumak, harekete geçirmek, Türkiye için ciddi bir etki alanı, bir “hayat sahası” oluşturabilir. Hatta, bir kaç aşamalı bir strateji ve Balkan haritasını köklü bir değişikliğe uğratacak muhtemel bir sarsıntı sonucunda, Türkiye’nin haritası da sözkonusukuşak boyunca Adriyatik’e kadar uzanabilir.</p>
<p>Bunu basit bir yayılmacılık, bir “toprak fetişizmi” olarak algılamak ise büyük bir yanılgı olacaktır. Çünkü sözü edilen coğrafya üzerinde tarihsel, kültürel ve stratejik yönden Türkiye’ye bağlı ve yakın olan halklar yaşamaktadır. Bu toplumlarla, hem de 1912’ye kadar “bizim” olan topraklar üzerinde bütünleşmek, bir “işgal” değil, “kurtarma” harekatı olacaktır.</p>
<p>Bu arada Türkiye, Balkanlar’da bu şekilde bir hayat sahası oluşturmakla, diğer dış politika yönlerinde, Orta Asya, Kafkaslar ve Ortadoğu’da da büyük bir stratejik avantaj ve siyasi güç elde edecektir. Bir yönde elde edilen “hayat sahası”, diğer yönleri de etkileyecektir. Ne de olsa, diğer dış politika yönlerimiz de Devlet-i Ali Osmaniye’nin mirası ile yakından ilgilidirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkislamkulturu.com/turkiye%e2%80%99nin-hayat-sahasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
