Merhum Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarını anlattığı muhteÅŸem kitaptan vefatının sene i devriyesinde bir alıntı…

Merhum Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarını anlattığı muhteÅŸem kitaptan rivayetle, Hz. Peygamber’in ümmetine emrettiÄŸi dokuz hasleti alıntılıyoruz.Hz. Peygamber şöyle buyurmuÅŸ:

“Rabbim bana dokuz ahlâkla ahlâklanmamı, dokuz hasleti, dokuz huyu ahlâk edinmemi emrediyor. Ben de size ey ümmetim, bu dokuz huyu ahlâk edinmenizi emrediyorum.

Birinci haslet: “HaÅŸyetu’llah.”

Gerek vahdette, gerek kesrette Allah’dan korkacaksın. Gerek yalnız başına kaldığında ve gerek halkın arasında, kalabalık içinde bulunurken Allah’dan korkacaksın. Allah korkusu… Allah’ın her yerde, her an, zaman ve mekânda hâzır ve nâzır olduÄŸunu unutmamak. İşte bu ahlâk, bu duygu her güzelliÄŸin başıdır. Zaten bu ÅŸuura bürünen bir kimse, Allah’a asi olamaz ki… Allah görüp duruyor; hâzırdır, nâzırdır. O’nun gördüğünü ne polis görebilir, ne jandarma görebilir ve ne baÅŸka bir kimse…

İkinci haslet: “Ve kelimetu’l-adli.”

Gerek sükûn, ferah ve huzur anlarında ve gerekse öfke ve gazap hâllerinde, daima adâletle davranacak, hakkı söyleyeceksin… Bu çok zordur. Zira münafıklığın alâmetlerinden birisi de, “iza hâseme fecer” yani kızdı mı taÅŸar, haddini aÅŸar, aÄŸzına geleni söyler. Haddini aÅŸar; yani adâletten uzaklaşır. Kızdırmaya gelmez, içini döker…

Üçüncü haslet: “Ve’l-kasd fi’l fakr ve’l gınâ.”

Gerek zengin, gerek fakir, bolluk veya darlık hâlinde, iktisattan ayrılmayacaksın. İsraf yok. E canım, Allah verdi! Verdi ama, malın çoksa israf etme, boÅŸa harcama, fakire ver, adam yetiÅŸtir. İsraf yapacak zamanda deÄŸiliz… Ne gençler var, okuyacak, âlim olacak, adam olacak.

Dördüncü haslet: “Ta’fu ammen zalemek.”

Zulmedeni affedeceksin.

Müslüman kardeÅŸlerinde sana zulmedeni, kötülüğü dokunanı affedeceksin. Sana bir zararı dokundu: “İnsandır yahu, kasden yapmaz, Müslüman Müslüman’a zulmetmez, hata etmiÅŸtir,” diyeceksin. “Allah benim sabahtan akÅŸama kadar kaç tane hatamı affediyor!” diye düşüneceksin. Allah’ın ahlâkıyla, Resûlü’nün ahlâkıyla ahlâklanmak vardı ya, iÅŸte: Sana zulmedeni affedeceksin.

BeÅŸinci haslet: “Ve tasilu men kata’a.”

Gelmeyene gideceksin.

Altıncı haslet: “Ve tu’ti men haramek.”

Vermeyene vereceksin.

Yedinci haslet: “Ve en yekûne nuthuke zikran.”

KonuÅŸman zikir olacak.

Sekizinci haslet: “Ve sumtuke fikran.”

Susman tefekkür olacak.

Dokuzuncu haslet: “Ve nazaratuke ibraten.”

Bakışın ibret almak için olacak.

Ben, İmam Şâfii’nin “EÄŸer Kur’ân-ı Kerim, yalnız Ve’l-asr sûresinden ibaret olsaydı, yine yeterli olurdu, insanlığı mes’ud etmek için kâfi gelirdi,” dediÄŸini duyduÄŸumda, “İmam Şâfii, âyet-i kerime olarak bu sûreyi bulmuÅŸ, acaba hadis-i ÅŸeriflerin arasından hangisini seçerdi?” diye düşündüm ve bu hadisi buldum.

EÄŸer hakikaten bizler, bu hadise uysak, dünyada ve âhirette mes’ud ve muazzez oluruz. Uymadığımız hâlde ise fitne ve periÅŸanlık muhakkaktır. Çünkü hadis-i ÅŸerifin başında Efendimiz, “Rabbim bana dokuz ahlâkla ahlâklanmamı emrediyor; ey ümmetim ben de size emrediyorum,” buyurmuÅŸtur. Peygamberinin emrine uymayan, muhalif yollara giden bir ümmet fitneye uÄŸrar, periÅŸan olur.

Bu dokuz hasletten dört, beÅŸ ve altıncılara bilhassa dikkat edilmelidir. “Zulmedeni affet, gelmeyene git, vermeyene ver…” Peygamber Efendimiz’in sîretinde gördüm: Seyyidina Ali’nin rivayetine göre bu üç düstur, Resûl-i ekrem’in kılıcının üzerinde yazılı imiÅŸ…

Efendimiz, “Ve buistu li ütemmime mekârime’l-ahlâk” Ben mekârim-i ahlâkı, ahlâkın en yüksek ÅŸekillerini tamamlamak için gönderildim, buyurmuÅŸlar. Sahabe-i kiram, “Ma hiye mekârimu’l-ahlâk ya Resûlallah? Mekârimu’l-ahlâk nedir, üstün ahlâki vasıflar nelerdir ya Resûlallah? diye sormuÅŸlar. Efendimiz, iÅŸte bu üç kaideyi söylemiÅŸlerdir: Zulmedeni affet. Gelmeyene git. Vermeyene ver!..

Kötülük mü etti? Yanlışlıktır, hatadır diyeceksin… Sana gelmiyor mu? Sen ona gideceksin… İhtiyacın vardı, istedin vermedi mi? Ona lâzım olunca sen vereceksin. Elinde yoksa arayıp bulacaksın… Maksat: Müslüman Müslüman’dan kopmasın… Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) iÅŸte buna râzı deÄŸil.